Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen kişinin yaşarken maddi katkı sağladığı veya gelecekte sağlamasının kuvvetle muhtemel olduğu yakınlarının bu katkıyı kaybetmeleri nedeniyle açılan maddi tazminat davasıdır. Trafik kazası, iş kazası, doktor hatası gibi haksız fiilin ölümle sonuçlanması halinde eş, çocuk, anne-baba ve fiili destek alan diğer kişiler tarafından talep edilebilir (TBK m.53/3). Aşağıdaki rehberde destekten yoksun kalma tazminatının şartları, hak sahipleri, hesaplama yöntemi, indirim sebepleri, dava süreci, faiz, zamanaşımı kuralları ve doğrulanmış güncel Yargıtay kararları madde madde ele alınmıştır.
Yayın: Şubat 2026 | Son güncelleme: Mayıs 2026 | Yazar: Av. Ahmet Geçgel
Destekten yoksun kalma tazminatının ana hatlarını öğrenmek için aşağıdaki kısa video anlatımını izleyebilirsiniz:
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Özet
| Konu | Açıklama |
|---|---|
| Yasal dayanak | TBK m.53/3 |
| Hesaplama tablosu | TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosu |
| Aktif dönem | Olay tarihi – 60 yaş (gerçek kazanç) |
| Pasif dönem | 60 yaş – bakiye ömür sonu (asgari ücret) |
| Zamanaşımı | 2 yıl (öğrenmeden) / 15 yıl (ölümlü hallerde – TCK m.66/1-d) |
| Faiz türü | Yasal faiz |
| Faiz başlangıcı | Haksız fiil tarihi |
| Görevli mahkeme | Asliye hukuk / asliye ticaret / iş mahkemesi (uyuşmazlığa göre) |
| Yetkili mahkeme | HMK m.16 uyarınca dört seçenek |
| Arabuluculuk | Sigorta şirketine karşı zorunlu (TTK m.5/A) |
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nedir?
Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen kişinin sağlığında düzenli ve sürekli olarak maddi katkı sağladığı ya da gelecekte sağlamasının kuvvetle muhtemel olduğu kişilerin bu katkıdan yoksun kalmaları nedeniyle uğradıkları zararın giderilmesini sağlayan tazminat türüdür. Türk Borçlar Kanunu’nda “ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar” olarak tanımlanmıştır. Hesap, ölüm tarihinden itibaren ileriye yönelik olarak yapılır; ölenin yaşı, mesleği, geliri, hak sahiplerinin sayısı ve yaşları aktüer raporuyla değerlendirilir.
Destek kavramı yalnızca para vermeyi değil, eylemli ve düzenli her türlü ekonomik katkıyı kapsar. Ev hizmetleriyle yapılan katkı, çocuk bakımı, yaşlı bakımı, eğitim ödemeleri ve düzenli yardımlar Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre destek niteliğindedir. Tazminat hakkı mirasçılık sıfatından bağımsızdır; ölenin mirasını reddeden yakını dahi destek tazminatı talep edebilir. Hak, davacının şahsında doğan asli ve bağımsız bir taleptir; bu özellik tahsil sürecinde belirleyici işlev görür.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Maddi Tazminat Mıdır?
Destekten yoksun kalma tazminatı kanun sistematiği bakımından maddi tazminat türüdür. TBK m.53’te “ölüm halinde uğranılan zararlar” başlığı altında cenaze giderleri ve tedavi giderleriyle birlikte düzenlenmiştir. Aynı dava içinde TBK m.56 uyarınca manevi tazminat da talep edilebilir; ölen yakınının çektiği acı, elem ve ızdırap karşılığı olarak hakim takdiri ile belirlenir. Mahkeme her iki tazminatı da aynı kararda hükme bağlar; harç ve vekalet ücreti her kalem için ayrı hesaplanır. Destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat farklı amaçlara hizmet eder: ilki ekonomik kaybı, ikincisi duygusal acıyı karşılar.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hangi Kanunda Düzenlenmiştir?
Destekten yoksun kalma tazminatının temel düzenlemesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’dur. Bu hüküm 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe giren yeni TBK ile birlikte mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu m.45’in yerine geçmiştir. Özel kanunlardaki tamamlayıcı hükümler ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (trafik kazaları), 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (iş kazası ve meslek hastalığı), 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (deniz ve hava taşımacılığı) ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’dur. Kamu sorumluluğu doğuran olaylarda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu çerçevesinde idare mahkemesinde tam yargı davası açılır.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Şartları
Destekten Yoksun Kalma Tazminatının Şartları Nelerdir?
Destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanmak için altı şartın birlikte gerçekleşmesi aranır. Şartlardan herhangi birinin eksikliği talebin reddine yol açar. Bu altı şart; hukuka aykırı fiil, ölüm, destek ilişkisi, kusur veya kusursuz sorumluluk hali, uygun illiyet bağı ve zarardır. Şartların değerlendirmesinde Yargıtay yerleşik içtihatları belirleyicidir; özellikle “destek ilişkisi” kavramı, ispat yükümlülüğü ve kusursuz sorumluluk hallerinde sıkı denetime tabidir.
| Şart | Açıklama |
|---|---|
| Hukuka aykırı fiil | Ölüme yol açan eylem hukuka aykırı olmalıdır |
| Ölüm | Eylem sonucu kişinin vefat etmiş olması gerekir |
| Destek ilişkisi | Davacı ile ölen arasında fiili veya farazi destek ilişkisi bulunmalıdır |
| Kusur veya kusursuz sorumluluk | Sorumlu kişinin kusurlu olması ya da kusursuz sorumluluk hali bulunmalıdır |
| İlliyet bağı | Eylem ile ölüm arasında uygun nedensellik kurulmalıdır |
| Zarar | Davacı ekonomik bir kayba uğramış olmalıdır |
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı İçin Ölüm Şart Mıdır?
Destekten yoksun kalma tazminatı için ölüm zorunlu unsurdur. Yaralanma, sakatlık veya kalıcı maluliyet hallerinde bu tazminat istenemez; bu durumlarda sürekli iş göremezlik tazminatı talep edilir. Ancak haksız fiilin hemen ardından ölümün gerçekleşmesi şart değildir. Yaralanan kişi hastanede tedavi gördükten sonra vefat ederse, ölüm tarihinden itibaren destek tazminatı hesaplanır; tedavi süresince yapılan masraflar ile bu dönemdeki çalışma gücü kaybı ayrı tazminat kalemleri olarak doğar. Kemik kırığı, yanık, iç organ yaralanması gibi durumlarda yaralanma dönemine ait tedavi giderleri ile ölüm sonrası destek tazminatı aynı dava içinde birlikte talep edilir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatını Kimler Alabilir?
Destekten yoksun kalma tazminatı için yasal mirasçı olma şartı aranmaz. Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre eylemli destek ilişkisinin ispatı yeterlidir. Hayatın olağan akışı gereği belirli kişiler arasında destek karinesi geçerlidir; bu kişiler için ayrıca ispat yükümlülüğü bulunmaz, aksini ispat yükü davalı tarafa düşer. Karine kapsamındaki hak sahipleri eş, çocuklar ve anne-babadır. Bu grupların dışındaki kişiler (nikahsız eş, nişanlı, kardeş, üvey çocuk, torun gibi) destek ilişkisini somut delillerle ispatlamak zorundadır. İspatta tanık beyanı, banka dekontları, kira sözleşmeleri, ortak ikamet belgesi ve düzenli ödeme kayıtları kullanılır.
Eşin Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Eşin destekten yoksun kalma tazminatı, evlilik birliğinin kendisinden doğan karineye dayanır. Resmi nikahlı eşler arasında karşılıklı destek ilişkisi olduğu hayatın olağan akışı gereği kabul edilir; sağ kalan eş, ölen eşten destek aldığını ayrıca ispatlamak zorunda değildir. Eşler ayrı yaşıyor olsa bile boşanma kararı kesinleşmediği sürece destek tazminatı hakkı korunur. Boşanma davası kesinleştikten sonra kazanılan haklar bakımından eşler artık birbirinin desteği sayılmaz.
Hesaplamada sağ kalan eşin yeniden evlenme ihtimali aktüer raporlarında belirlenen oranda tazminattan düşülür. Bu oran eşin yaşına, cinsiyetine, çocuk sayısına ve sosyal durumuna göre değişir. Her iki eşin de çalıştığı durumlarda dahi destek ilişkisi kabul edilir; ölen eşin gelirinin belirli bir kısmı sağ kalan eşe pay olarak hesaba katılır. Çocuğu olmayan eşler için destek ile eşin gelirini eşit paylaştığı varsayılır; yani %50-50 oranı uygulanır.
Nikahsız Eş Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Nikahsız eş destekten yoksun kalma tazminatı, Türk hukukunda sıkı şartlarla kabul edilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre fiili birlikteliğin karine olarak değil somut delillerle ispatı gerekir. İmam nikahlı veya hiçbir resmi bağı olmayan birlikteliklerde aşağıdaki şartlar birlikte aranır:
- Birlikte yaşamanın uzun süreli ve istikrarlı olması
- Toplumsal kabul gören bir fiili eş ilişkisi bulunması
- Karşılıklı maddi ve manevi dayanışmanın varlığı
- Ortak ikamet ve mali işlerin birlikte yürütülmesi gibi nesnel göstergeler
İspat yükü tamamen davacıdadır. Tanık beyanı, ortak ikamet belgesi, banka hareketleri, fatura kayıtları, sosyal medya görüntüleri, ortak çocuk varsa nüfus kaydı bu davalarda kullanılan delillerdir. Resmi evliliği bulunan kişiyle yaşanan birliktelik metres ilişkisi olarak değerlendirildiğinden tazminat tanınmaz. Yargıtay 4. HD’nin 2015/11823 E., 2015/13042 K. sayılı kararında “Medeni Kanun uyarınca evlilik bağı kurulmasa bile karı-koca gibi birleşen, bu amaç ve duygu ile yaşamlarını sürdüren kadınlar için bakım yükümlülüğünü yerine getiren erkeğin destek sayılması gerektiği” kabul edilmiştir.
Nişanlı Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Nişanlı destekten yoksun kalma tazminatı salt nişan bağı sebebiyle kabul edilmez. Yargıtay, nişanlının destek tazminatı talep edebilmesi için sıkı koşullar arar. Nişanlılık ilişkisinin tazminata zemin oluşturması için evlenme iradesinin somutlaşmış olması gerekir; düğün tarihinin belirlenmesi, müşterek ev tutulması, ev eşyası alımı, davetiye basımı, evlilik hazırlıklarının ileri safhada bulunması gibi göstergeler aranır. Ayrıca taraflar arasında halihazırda ekonomik destek ilişkisi başlamış olmalıdır.
Bu koşullar varsa Yargıtay farazi destek kavramı çerçevesinde sınırlı bir tazminata hükmedebilir. Tazminat, evlenme tarihine kadar kesinleşmiş ekonomik beklentiyi ve eşten alınacak desteği kapsayacak şekilde aktüer yöntemiyle hesaplanır. Sadece nişan yüzüğü takılmış, evlilik hazırlığına başlanmamış ilişkilerde tazminat reddedilir. İspat yükü tamamen nişanlı davacıdadır.
Çocukların Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Çocukların destekten yoksun kalma tazminatı, anne veya babanın ölümü halinde doğan en güçlü tazminat hakkıdır. Anne-baba ile çocuk arasındaki destek karineye bağlıdır; çocuklar destek aldıklarını ayrıca ispat etmek zorunda değildir. Destek süresi çocuğun eğitim ve çalışma durumuna göre değişir. Yargıtay son dönem kararlarında kız ve erkek çocuk arasındaki destek süresi farkını ortadan kaldırmıştır; her iki cinsiyet için aynı süreler uygulanır. Çocuğun çalışıyor olması destek süresini kısaltmaz; ailenin bu yaşa kadar bakım yükümlülüğü üstlendiği kabul edilir.
| Çocuğun Durumu | Destek Süresi |
|---|---|
| Genel kural | 18 yaşa kadar |
| Ortaöğretim öğrencisi | 20 yaşa kadar |
| Yükseköğrenim öğrencisi | 25 yaşa kadar |
| Sürekli iş göremez (engelli) | Bakiye ömrü boyunca |

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Anne Baba
Anne Baba Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Anne baba destekten yoksun kalma tazminatı, çocuklarının ölümü halinde anne ve babanın talep edebileceği tazminattır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 22.06.2018 tarih, 2016/5 E., 2018/6 K. sayılı kararı bu alandaki temel içtihattır. Karara göre çocukların anne-babaya destek olduğu karine olarak kabul edilir; SGK tarafından ölüm geliri bağlanması veya anne-babanın varlıklı olması bu hakkı ortadan kaldırmaz.
Karinenin kabulüyle birlikte anne-baba, çocuklarından fiili destek aldıklarını ayrıca ispat etmek zorunda değildir. Davalı taraf, somut delillerle karinenin aksini ispatlayabilir; örneğin çocukla anne-baba arasında uzun yıllardır ilişki kesilmiş olması ve hiçbir ekonomik temasın bulunmaması gibi durumlarda karine çürütülebilir. Ancak bu istisnai bir durumdur; uygulamada çoğu davada anne-baba lehine tazminata hükmedilir.
Küçük Çocuğun Ölümünde Anne Babaya Tazminat
Küçük yaşta vefat eden çocuğun ölümü, anne-babanın farazi destek temelinde tazminat talep etmesine olanak verir. Yargıtay İBK 2018/6 sayılı kararında çocuğun ileride büyüdüğünde anne-babasına bakacağı ve belirli bir düzeyde de olsa destek olacağının hayatın olağan akışı içinde kabul edileceği belirtilmiştir. Bakım yükümlülüğünün doğması için çocuğun çalışma çağına gelmiş olması beklenmez; gelecekte destek olabilirlik karineye bağlanır.
Hesaplama, çocuğun 18 yaşından sonra asgari ücret düzeyinde gelir elde edeceği varsayımıyla yapılır. Anne ve babanın muhtemel bakiye ömürleri TRH 2010 tablosundan tespit edilir, bu süre boyunca çocuğun verebileceği destek payları aktüer raporuyla hesaplanır. Anne-babanın çocuk için yaptığı yetiştirme masraflarına karşılık olarak tazminattan %5 oranında indirim uygulanır. Çocuğun ileride evlenip kendi ailesini kurmasının destek miktarını azaltabileceği de hesaba katılır.
Yetişkin Çocuğun Ölümünde Hesaplama
18 yaşını dolduran ve çalışan çocukların ölümünde tazminat, çocuğun gerçek kazancı esas alınarak hesaplanır. Çocuk fiilen anne-babaya düzenli destek sağladıysa hesaplamada bu durum güçlendirici unsur olur. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulamasına göre desteğe iki pay, eşe iki pay, çocuklara ve anne-babaya birer pay verilerek paylaştırma yapılır. Çocuk evli ve kendi ailesi varsa anne-babaya ayrılacak destek payı düşer; bekar çocuklarda anne-babanın payı yükselir.
Anne-babanın kendi gelir durumu ve yaşı da hesaplamada dikkate alınır. Anne-babanın muhtaç olmaması tazminat hakkını ortadan kaldırmaz; ancak destek miktarının belirlenmesinde gözetilir. Anne-babanın yaşı ilerlemişse bakiye ömür süresi kısalır, dolayısıyla tazminat miktarı azalır. Ölen çocuğun mesleki kariyerinin ileri aşamasında olması destek tutarını yükseltir.
Üniversite Öğrencisi Çocuğun Destekliği
Üniversite öğrencisi çocuk için destek süresi 25 yaşa kadar uzatılır. Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre normal lisans eğitimi 22 yaşta sona ermekle birlikte, lisansüstü eğitim ihtimali ve mezuniyet sonrası iş bulma süresi de hesaba katılarak 25 yaş esas alınır. Çalışarak okuyan öğrenciler için kısmi destek hesaplaması yapılabilir; tıp, hukuk gibi uzun süreli fakültelerin öğrencileri için yargı pratiği daha esnek davranır.
Hesaplamada çocuğun okuduğu bölüm, mezun olacağı tarih, mesleğine göre emsal gelir araştırması ve iş bulma süresi araştırılır. Yargıtay 17. HD’nin 2021/136 K. sayılı kararında “mezun olacağı tarihin araştırılarak, mezun olduğunda iş bulma süresi ve mesleğine göre emsal gelir araştırması yapılması” gerektiği belirtilmiştir. İlgili meslek odalarından alınan emsal gelir bilgileri raporu güçlendirir; somut delil bulunmadan asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama yetersiz inceleme sayılır.

Ev Hanımının Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Ev Hanımının Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Ev hanımının destekten yoksun kalma tazminatı, eş ve çocukların talep edebileceği önemli bir kalemdir. Ev hanımının dışarıda gelir getiren bir işi olmasa bile ev içi hizmetleri (yemek, temizlik, çocuk ve yaşlı bakımı, çamaşır, alışveriş) ekonomik değer taşır. Yargıtay yerleşik içtihadına göre ev hanımının desteği asgari ücret üzerinden değerlendirilir. Kazançlı bir işte çalışmaması, eş ve çocuklar için verdiği hizmet desteğinin yok sayılmasını gerektirmez.
Hesaplamada şu unsurlar esas alınır: hesaplama tabanı net asgari ücrettir; aktif dönem ölüm tarihinden 60 yaşa kadar sürer; pasif dönemde 60 yaşından bakiye ömür sonuna kadar destek devam eder. Eşe yaklaşık yarı pay verilir, çocuklara kalan kısım dağıtılır. Yaşlı ev hanımları için bile pasif dönem hesaplaması yapılır; çünkü ev içi katkı bakiye ömür boyunca sürer. Çocukları büyümüş, evi yalnız olan ev hanımının ölümünde dahi eş için destek hesabı yapılır.
Kardeşin Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Kardeşin destekten yoksun kalma tazminatı sıkı şartlarla kabul edilir. Türk Medeni Kanunu m.364 kardeşler arasında nafaka yükümlülüğü öngörür ancak bu yükümlülük çok özel hallere bağlıdır. Kardeş için tazminata hükmedilebilmesi için ölen kardeşin refah içinde olması, davacı kardeşin gerçekten muhtaç durumda bulunması, aralarında fiili destek ilişkisinin (aynı evde yaşama, düzenli para gönderme, eğitim masraflarının karşılanması gibi) somut delillerle ispatlanması ve anne-baba ile çocukların ya bulunmaması ya da destek olamayacak durumda olması aranır.
İspat yükü davacı kardeşe aittir. Banka havaleleri, kira ödemeleri, eğitim ve sağlık harcamalarının belgelenmesi tazminat talebini destekler. Yargıtay yerleşik kararlarına göre küçük çocukların ölümünde yalnızca anne-babanın farazi destek hakkı vardır; kardeşler için varsayımsal desteklik kabul edilmez. Yetişkin kardeşler arasındaki destek için ise her durumda somut ispat aranır.
Diğer Hak Sahiplerinin Tazminat Talebi
Eş, çocuk, anne-baba ve kardeş dışındaki kişiler de fiili destek ilişkisini ispatlamaları kaydıyla destek tazminatı talep edebilir. Bu kapsamda yer alabilecek kişiler torun-büyükbaba/anne, yeğen-amca/dayı/teyze/hala, üvey çocuk, manevi evlat, düzenli burs alan öğrenci ve uzun süreli birliktelik yaşanan partnerdir. Tüm bu durumlarda destek ilişkisinin tanık beyanları, banka dekontları, kira sözleşmeleri, eğitim ödemeleri ve sair belgelerle ispatı zorunludur.
Üvey çocukla ilgili olarak Yargıtay, üvey ebeveynin uzun süre boyunca çocuğun eğitim ve iaşesini sağlaması, aynı evde yaşaması durumunda destek tazminatına hükmedebilmektedir. Manevi evlatlık ilişkisinin destek tazminatı doğurması için Yargıtay’ın aradığı koşullar evlat edinme niteliğindeki fiili ilişkinin sürekliliği ve maddi-manevi destek bağının kuvvetidir. Burs alan öğrencilerde ölen bağışçının düzenli ödeme geçmişi banka kayıtlarıyla belgelenmek zorundadır.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplama Kriterleri
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplama
Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplama işlemi, aktüer bilirkişi tarafından yapılan teknik bir süreçtir. Sabit bir formül yoktur; her dosyada desteğin geliri, yaşı, kusur durumu, hak sahiplerinin sayısı ve durumu aktüer yöntemle değerlendirilir. Hesaplamada esas alınan unsurlar şunlardır: desteğin son belgelenebilir net geliri (ispatlanamazsa olay tarihindeki net asgari ücret), TRH 2010 tablosuna göre desteğin ve hak sahiplerinin bakiye ömrü, aktif-pasif dönem ayrımı, hak sahiplerinin destek payları, kusur oranı ve indirim sebepleri.
Hesaplamayı destek raporu yazma yetkisi bulunan aktüer bilirkişiler yapar. Bilirkişi seçimi, raporun Yargıtay yöntemine uygun olması ve yeterli incelemeyi içermesi yargılamada belirleyici aşamadır. Yetersiz veya yöntem hatalı raporlar Yargıtay tarafından bozma sebebi sayılır; bu yüzden rapora itiraz, ek rapor talebi veya yeni bilirkişi tayini sıkça başvurulan usuli yollardır.
TRH 2010 Yaşam Tablosu
TRH 2010 yaşam tablosu, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplamalarında bakiye ömrün belirlenmesinde kullanılan ulusal mortalite tablosudur. Tablo, T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık ile Marmara ve Başkent Üniversiteleri’nin ortak çalışmasıyla TÜİK verilerine dayanılarak hazırlanmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 14.01.2021 tarih, 2020/2598 E., 2021/34 K. sayılı kararıyla TRH 2010 tablosunun kullanılması yerleşik içtihat haline gelmiştir.
Daha önce kullanılan PMF 1931 cetveli 1931 yılı Fransa istatistiklerine dayandığından Türkiye’nin güncel demografik yapısını yansıtmıyordu. TRH 2010, ülkemize özgü ve güncel veri sağlayan tablo olarak hem davacı lehine daha uzun yaşam süreleri öngörür hem de gerçek zarar tespitinde isabetli sonuç verir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.12.2021 tarihli kararı ile iş kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında da TRH 2010 tablosunun kullanılması zorunlu hale gelmiştir. Bu içtihat değişikliği aktif tüm davaları etkilemiş, PMF 1931 ile hesaplanmış eski raporlar başarıyla itiraz konusu yapılır olmuştur.
Aktif Dönem ve Pasif Dönem Ayrımı
Aktif dönem, desteğin çalışarak gelir elde ettiği dönemdir. Olay tarihinden 60 yaşa kadar sürer. Bu dönemde desteğin gerçek kazancı esas alınır; gerçek kazanç ispatlanamıyorsa olay tarihindeki net asgari ücret kullanılır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadı uyarınca aktif dönemde yıllık %10 ücret artışı ve %10 iskonto uygulanan progresif rant yöntemi tercih edilir. Yargıtay 17. HD’nin 14.01.2021 tarih, 2598/34 E. sayılı kararı bu yöntemi açıkça benimsemiştir.
Pasif dönem ise 60 yaşından bakiye ömür sonuna kadar süren dönemdir. Bu dönemde de destek devam eder; emekli kişi ev hizmetleri, çocuk-torun bakımı ve ailevi katkılarla desteğini sürdürür. Pasif dönem hesaplaması asgari ücret esasına göre yapılır. Bazı meslek mensupları için yasa ile öngörülmüş daha geç emeklilik yaşı varsa (hakim, akademisyen, doktor gibi) aktif ve pasif yaşam sürelerinin bu düzenlemeye göre belirlenmesi gerekir.
| Dönem | Yaş Aralığı | Hesaplama Tabanı | Destek Şekli |
|---|---|---|---|
| Aktif dönem | Olay tarihi – 60 yaş | Gerçek kazanç veya emsal ücret | Maddi + hizmet desteği |
| Pasif dönem | 60 yaş – bakiye ömür sonu | Asgari ücret | Hizmet desteği ağırlıklı |
Destek Payları
Destek payları, ölen kişinin gelirinden hak sahiplerine ayrılacak oranı ifade eder. Uygulamada desteğin kendi ihtiyaçları için gelirinin yaklaşık %30-35’ini ayırdığı varsayılır; geriye kalan %65-70 hak sahiplerine paylaştırılır. Destek payları miras paylarından farklıdır; somut olayın koşullarına ve Yargıtay içtihatlarına göre belirlenir. Yargıtay 17. HD’nin 30.11.2020 tarih, 2019/1169 E., 2020/7798 K. sayılı kararıyla benimsenen “pay yöntemi”ne göre desteğe iki pay, eşe iki pay, çocuklara ve anne-babaya birer pay verilerek dağıtım yapılır.
| Aile Durumu | Eş Payı | Çocuk Payı (Her Biri) | Anne-Baba Payı |
|---|---|---|---|
| Sadece eş | %60-70 | – | – |
| Eş + 1 çocuk | %40 | %25 | – |
| Eş + 2 çocuk | %35-40 | %15-17,5 | – |
| Eş + 3 çocuk | %30-35 | %12-15 | – |
| Eş + 4 çocuk | %30 | %10 | – |
| Sadece anne-baba (bekar destek) | – | – | %40-50 (toplam) |
Hak sahiplerinin bir kısmı dava açmamışsa Yargıtay yerleşik içtihadına göre dava açmayanların payı ayrılır ancak davacılara dağıtılamaz. Davacıya yalnızca kendi payı oranında tazminat hükmedilir; dava açmayanların hakları ileride kendi davaları için saklı kalır. Bu durum özellikle birden fazla mirasçının olduğu davalarda davacının elde edeceği tazminat tutarını doğrudan etkiler; hak sahiplerinin birlikte hareket etmesi tahsil sürecini kolaylaştırır.
Hesaplama Örneği
Hesaplama mantığını basit bir örnek üzerinden somutlaştırmak mümkündür. 40 yaşında, aylık net 30.000 TL gelirli, eş ve iki çocuğu bulunan bir kişinin trafik kazasında ölümünde aktüer hesap genel hatlarıyla şöyle ilerler: Aktif dönem 60 yaşa kadar 20 yıldır; pasif dönem ise TRH 2010’a göre yaklaşık 18 yıl daha sürer. Yıllık gelir 360.000 TL kabul edilir. Desteğin kendisine ayırdığı %30 düşüldükten sonra hak sahiplerine kalan kısım %70’tir; bu da yıllık 252.000 TL’dir.
Bu tutar üzerinden eşe yaklaşık %40 (yıllık 100.800 TL) ve her çocuğa yaklaşık %15 (yıllık 37.800 TL) pay verilir. 20 yıllık aktif dönem ve 18 yıllık pasif dönemin progresif rant ile hesaplanması; eşin yaşı, yeniden evlenme ihtimali, çocukların eğitim durumu dikkate alınarak nihai tutara ulaşılır. Kazada müterafik kusur, hatır taşıması gibi indirim sebepleri varsa hesaplanan tutardan oranında düşülür. Somut hesap her dosyada farklı çıkar; yukarıdaki örnek yalnızca yöntemin nasıl işlediğini göstermek içindir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatından Yapılan İndirimler
Aktüer raporu ile belirlenen brüt tazminat tutarından bazı indirimler yapılır. İndirimlerin sırası ve uygulama biçimi sonucu doğrudan etkilediğinden Yargıtay içtihatları bu konuda titizlikle uygulanır. Yanlış sırayla yapılan indirim bozma sebebi sayılır; bu nedenle bilirkişi raporlarının indirim sırası bakımından denetlenmesi gerekir.
Müterafik Kusur İndirimi
Müterafik kusur indirimi, ölen desteğin kazaya kendi kusuruyla katkıda bulunması halinde gündeme gelir (TBK m.52). Bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranı tazminata yansıtılır; örneğin %30 kusurlu desteğin tazminatından %30 oranında indirim yapılır. Kusur tespiti trafik kazalarında trafik bilirkişisi, iş kazalarında iş güvenliği uzmanı bilirkişi raporuyla yapılır.
Bu indirimin önemli bir istisnası vardır: destekten yoksun kalan yakınlar üçüncü kişi konumundaysa, ölen desteğin kusuru bu kişilere yansıtılmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 15.06.2011 T., 2011/17-142 E., 2011/411 K. sayılı kararında destekten yoksun kalanların hakkının mirastan geçen değil, şahıslarında doğan asli ve bağımsız bir talep olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle yolcu olarak ölen desteğin kusuru, yakınlarının zorunlu trafik sigortacısından alacağı tazminattan düşülmez. Aynı yöndeki HGK 22.02.2012, 2011/17-787 E., 2012/92 K. sayılı kararı da bu içtihadı pekiştirmiştir.
Yetiştirme Gideri İndirimi
Yetiştirme gideri indirimi, çocuğun ölümünde anne-babanın açtığı tazminat davalarında uygulanır. Anne-baba çocuğu 18 yaşına kadar yetiştirme yükümlülüğüyle yeme, içme, giyim, eğitim masrafı yapar. Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre bu masraflar karşılığı olarak destek tazminatından %5 oranında indirim uygulanır. Çocuğun yaşı, eğitim durumu, ailenin sosyal-ekonomik durumu indirim oranını etkileyebilir.
İndirimde sıra önemlidir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi yerleşik içtihatlarına göre önce gerçek zarardan yetiştirme gideri düşülür, sonra kalan tutara kusur oranı uygulanır. Sıralamanın aksine, önce kusur indiriminin yapılması, ardından yetiştirme giderinin düşülmesi bozma sebebidir. Bu sıralama hatasının düzeltilmesi için ek rapor talep edilmesi gerekir; aksi halde davacılar aleyhine hatalı sonuç ortaya çıkar.
Hatır Taşıması İndirimi
Hatır taşıması indirimi, ölen desteğin sorumlu kişinin aracında ücretsiz olarak taşınması halinde uygulanır. Türk Borçlar Kanunu’nda doğrudan düzenleyen bir madde bulunmamakla birlikte, hakkaniyet ilkesi çerçevesinde TBK m.52 uyarınca uygulanır. Yargıtay yerleşik uygulamasında genellikle %10-30 arası indirim öngörülür; taşıyanın kusuru fazlaysa indirim oranı düşer. Eski 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde m.43-44 dayanak gösterilmekteydi; yeni TBK’da hakkaniyet indirimi başlığı altında değerlendirilmektedir.
Ticari taşımacılıkta (otobüs, taksi, kargo) hatır taşıması söz konusu olamaz; çünkü taşıma ücret karşılığı yapılır ve sözleşme ilişkisi vardır. Hatır taşımasının ispatı için aracın özel araç olması, taşımanın ücretsiz yapıldığının ortaya konması, taşıyan ile taşınan arasındaki sosyal yakınlığın gösterilmesi gerekir. Aile fertleri arası taşımalarda hatır taşıması indirimi tartışmalıdır; Yargıtay bazı kararlarında eş ve çocuk taşımalarında bu indirimi uygulamaktan kaçınmıştır.
Yeniden Evlenme İhtimali İndirimi
Yeniden evlenme ihtimali indirimi, sağ kalan eşin ileride yeniden evlenebileceği varsayımına dayanır. Hesaplanan tazminattan eşin yaşı, sosyal durumu ve cinsiyet gibi unsurlar dikkate alınarak aktüer tablolarla belirlenen oran kadar indirim yapılır. Genç ve çocuksuz eşlerde bu oran daha yüksek, ileri yaşta ve birkaç çocuğu olan eşlerde daha düşüktür. Aktüer raporlarında yeniden evlenme ihtimali (AYİM tablosu) standart parametre olarak kullanılır.
Eşin fiilen yeniden evlenmiş olması halinde sonradan ortaya çıkan bu durum mahkemeye bildirilir; tazminat hesabı buna göre güncellenir. Henüz evlenmemiş ancak nişanlı veya birlikte yaşama girmiş eşler için Yargıtay’ın somut delil değerlendirmesi yapması gerekir. Yeniden evlenme ihtimali indirimi uygulanırken cinsiyete dayalı tablolar Anayasa Mahkemesi’nin eşitlik denetiminden geçtikten sonra revize edilmiştir; güncel aktüer raporlarda bu değişiklik gözetilir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatından İndirilmeyen Ödemeler
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatları bazı ödemelerin tazminattan indirilemeyeceğini açıkça belirtir. Bu ödemelerin indirilmemesi davacılar için ciddi mali avantaj yaratır; sigorta şirketinin veya zarar verenin “zaten ödenmiş bir tazminat var” itirazı bu içtihatlar karşısında geçerli olmaz.
SGK Ölüm Geliri Destekten Yoksun Kalma Tazminatından Düşer Mi?
SGK ölüm geliri destekten yoksun kalma tazminatından düşmez. Sosyal güvenlik hakkı, prim ödenerek edinilen kanuni bir haktır. Sigortalının kendi primleriyle oluşturduğu bu birikimden zarar verenin yararlanması mümkün değildir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (06.03.1978, 1/3) ve sonraki yerleşik içtihatlara göre dul-yetim aylıkları, ölüm geliri ve sair SGK ödemeleri destek tazminatından mahsup edilmez.
Bu kural iş kazasından doğan davalarda da geçerlidir. SGK’nın işverene karşı rücu hakkı saklıdır; ancak rücu süreci davacıyı etkilemez. Davacılar SGK’dan aldıkları aylıkları ayrı tutarak işverenden veya zarar verenden tam destek tazminatını talep edebilir. Yargıtay’ın İBGK 2018/6 sayılı kararı da bu yöndedir: SGK’dan gelir bağlanmaması destek karinesini ortadan kaldırmadığı gibi, gelir bağlanmış olması da tazminattan düşürücü unsur değildir.
Miras Destekten Yoksun Kalma Tazminatından Düşer Mi?
Miras destekten yoksun kalma tazminatından düşmez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihadına göre mirasçılık kanundan doğan haktır; muristen kalan kira gelirleri, gayrimenkul gelirleri, banka mevduatları ve diğer miras gelirleri tazminat hesabında düşürücü unsur olarak değerlendirilemez. Aksi yorum, zarar verene haksız bir kazanım sağlardı; çünkü ölenin mal varlığını zarar verenin yarattığı bir kaynak değil, ölenin kendi emeği veya hukuki hakları meydana getirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2018/2928 E., 2019/2868 K. sayılı kararında “Mirasçılık durumu destekten yoksun kalma tazminatı ile ilişkili değildir. Tazminat bedeli ile tereke arasında da bir ilişki bulunmadığından, tazminat talebinde bulunan davacının terekeden pay alması halinde tazminat bedelinde herhangi bir indirim yapılmayacaktır” denilmiştir. Miras reddi tazminat hakkını etkilemez; mirası reddeden mirasçı da destek tazminatı talep edebilir.
Hayat Sigortası Destekten Yoksun Kalma Tazminatından Düşer Mi?
Hayat sigortası destekten yoksun kalma tazminatından düşmez. Ölen kişinin kendi primleriyle edindiği hayat sigortası ve ferdi kaza sigortası ödemeleri, sigortalının önceden aldığı bireysel önlemin sonucudur; zarar veren bu önlemden yararlanamaz. Bu kural koltuk ferdi kaza sigortası, bireysel emeklilik birikimleri ve sair şahsi sigorta ödemeleri için de geçerlidir.
Aynı mantık zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası için de uygulanır. Otobüs, minibüs gibi toplu taşıma araçlarında zorunlu olan bu sigorta ölen yolcunun yakınlarına ödenir; bu ödeme destek tazminatından düşürülmez. Ödemenin destek tazminatından düşülmemesi için sigortanın ölen kişi adına yapılmış olması ve primlerin onun veya yakınlarının tarafından karşılanmış olması yeterlidir. Sigortanın türü ne olursa olsun, prim ödemesi kanunu doğmuş bir hak yarattığından zarar veren bundan yararlanamaz.
Asgari Geçim İndirimi (AGİ) Uygulanır Mı?
Asgari geçim indirimi (AGİ), 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun AGİ’yi düzenleyen 32. maddesinin 7349 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile 01.01.2022 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılması nedeniyle artık güncel uygulamada söz konusu değildir. 2022 yılı ve sonrası yaşanan haksız fiil ve iş kazalarında AGİ tartışması bulunmaz; hesaplamada doğrudan net asgari ücret esas alınır.
2022 öncesi olaylara dayanan davalarda ise AGİ değerlendirmesi yapılabilir. Yargıtay yerleşik içtihadına göre tazminat geliri vergi mevzuatı dışında kaldığından AGİ tazminat hesabına yansıtılamaz. Sadece ev hanımının ölümü gibi dolaylı destek hallerinde hesaplamada AGİ dahil net asgari ücret üzerinden hesap yapılması Yargıtay tarafından kabul edilirdi; bu uygulama da 01.01.2022 itibarıyla geçerliliğini yitirmiştir. Halihazırdaki davalarda kaza tarihi 01.01.2022’den önceyse eski rejim, sonrasıysa yeni rejim uygulanır.
Güvence Hesabı Ödemesi İndirilir Mi?
Güvence Hesabı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında düzenlenen, sigortasız veya kaçan aracın sebep olduğu zararları karşılayan özel bir kurumdur. Sigortasız aracın yol açtığı kazalarda veya sigorta şirketinin iflas etmesi halinde Güvence Hesabı bedeni zararları üstlenir. Güvence Hesabı ödemeleri ayrı bir indirim sebebi oluşturmaz; doğrudan tazminat alacağının ödenmiş kısmı olarak kabul edilir.
Sigortasız aracın kazasında Güvence Hesabı sınırı içinde ödeme yaptıktan sonra tazminatın aşan kısmı için doğrudan kazaya sebep olan sürücüden veya araç sahibinden talep edilir. Güvence Hesabı’nın da rücu hakkı saklıdır; ancak rücu süreci davacının tahsil hakkını engellemez. Davacı önce Güvence Hesabı’ndan tahsilatını alır, kalan kısım için icra ve diğer hukuki yollara başvurur.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Davası
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Davası
Destekten yoksun kalma tazminatı davası, ölüm tarihinden itibaren açılabilen tazminat davasıdır. Davanın açılması; görevli ve yetkili mahkemenin doğru tespiti, zamanaşımı sürelerinin takibi, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmesi ve harç ödeme yöntemi açısından titizlik gerektirir. Sigorta şirketinin davalı olduğu durumlarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur; aksi halde dava usulden reddedilir. Davanın doğru kurulması, tahsil aşamasındaki gecikmeyi önler.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Zamanaşımı
Destekten yoksun kalma tazminatı zamanaşımı TBK m.72 hükmünde düzenlenmiştir. Üç süre birlikte değerlendirilir: zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her halde haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl ve eylem suç teşkil ediyorsa ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı (TBK m.72 son cümle). Destek davalarında ölüm söz konusu olduğundan eylem taksirle öldürme suçunu oluşturur ve TCK m.66/1-d uyarınca 15 yıllık ceza zamanaşımı uygulanır. Trafik kazaları için 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.109/2’de de paralel hüküm bulunur.
| Süre | Başlangıç | Açıklama |
|---|---|---|
| 2 yıl | Zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarih | Olağan zamanaşımı |
| 10 yıl | Haksız fiilin işlendiği tarih | Genel mutlak süre (TBK m.72 – eylem suç değilse) |
| 15 yıl | Olay tarihi | Ölümlü hallerde uzamış ceza zamanaşımı (TCK m.66/1-d + TBK m.72 son cümle) |
Trafik kazasında taksirle ölüme neden olma suçunun temel cezası 2-6 yıl hapis olduğundan (TCK m.85/1), TCK m.66/1-d uyarınca dava zamanaşımı 15 yıldır. Bu süre TBK m.72’deki 10 yıllık genel süreden uzun olduğundan destek tazminatı davalarında pratik zamanaşımı 15 yıl olarak uygulanır. Birden fazla ölüm ya da ölüm ile yaralanmanın birlikte gerçekleşmesi halinde ceza 2-15 yıl arasındadır (TCK m.85/2), ancak 15 yıllık zamanaşımı yine geçerlidir. Yargıtay 17. HD’nin 2016/5493 K. sayılı kararı bu yöndedir. Suç teşkil eden eylemlerde ceza zamanaşımının uygulanması davacılara ciddi süre avantajı sağlar; ceza davası açılmamış veya beraat kararı verilmiş olsa bile hukuk hakimi suç niteliği bulduğunda uzamış zamanaşımını uygulamak zorundadır.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Görevli Mahkeme
Destekten yoksun kalma tazminatı görevli mahkemesi davanın taraflarına ve uyuşmazlığın niteliğine göre değişir. Görev yanlışlığı halinde mahkeme kendiliğinden davanın görev yönünden reddine karar verir; bu da süre kaybına yol açar. Yanlış mahkemede açılan dava reddedildiğinde HMK m.20 uyarınca iki hafta içinde görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmelidir; aksi halde dava açılmamış sayılır.
| Uyuşmazlık | Görevli Mahkeme |
|---|---|
| Sürücü/araç işletene karşı dava | Asliye hukuk mahkemesi |
| Sigorta şirketine karşı dava | Asliye ticaret mahkemesi |
| İş kazasına dayalı dava | İş mahkemesi |
| Hizmet kusuru kaynaklı kamu sorumluluğu | İdare mahkemesi |
| Doktor hatası (özel hastane) | Asliye hukuk veya tüketici mahkemesi |
| Kasko sigortası uyuşmazlığı | Tüketici mahkemesi |
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Yetkili Mahkeme
Destekten yoksun kalma tazminatı yetkili mahkemesi HMK m.16 hükmüyle haksız fiil davalarına özgü olarak dört seçenek tanır. Davacı bu seçenekler arasından kendisine en uygun olanı seçer; mahkeme yetkisiz olduğu iddiasını da davalı tarafın ilk savunmasında öne sürmesi gerekir. Yetki itirazı ilk savunmada yapılmazsa bu mahkeme yetkili sayılır.
- Davalının yerleşim yeri mahkemesi (HMK m.6 – genel yetki)
- Haksız fiilin işlendiği yer mahkemesi (kazanın olduğu yer)
- Zararın meydana geldiği yer mahkemesi (ölümün gerçekleştiği yer)
- Zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi (davacının ikametgahı)
Davacının kendi ikametgahında dava açabilmesi büyük kolaylıktır; özellikle kazanın uzak bir ilde meydana geldiği durumlarda davacılar masraf ve zaman kaybı yaşamadan davalarını takip edebilir. Sigorta şirketleri için ise HMK m.14 uyarınca şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir; ancak haksız fiil yetki kuralları sigorta davalarında da geçerlidir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Arabuluculuk Zorunlu Mu?
Destekten yoksun kalma tazminatı arabuluculuk zorunluluğu davalının kim olduğuna göre değişir. Sigorta şirketine karşı açılacak davalarda 6102 sayılı TTK m.5/A uyarınca ticari arabuluculuk dava şartıdır. Arabulucuya başvurulmadan açılan dava usulden reddedilir; tekrar dava açmak için zaman ve harç kaybına yol açar. Arabuluculuk süreci genellikle 4-6 hafta içinde sonuçlanır.
| Davalı | Arabuluculuk |
|---|---|
| Sigorta şirketi | Zorunlu (TTK m.5/A) |
| Sürücü / araç işleten | Zorunlu değil |
| İşveren (iş kazası) | Zorunlu değil |
| Doktor / özel hastane | Zorunlu değil |
Sürücü, araç işleteni veya işverene karşı asliye hukuk veya iş mahkemesinde açılan davalarda haksız fiilden doğan uyuşmazlık ticari nitelik taşımadığından arabuluculuk zorunlu değildir; doğrudan dava açılır. Bununla birlikte tarafların iradi olarak arabuluculuğa başvurması her zaman mümkündür; iradi arabuluculuk anlaşması mahkeme kararı niteliğindedir ve doğrudan icraya konulabilir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Belirsiz Alacak Davası
Destekten yoksun kalma tazminatı belirsiz alacak davası, HMK m.107 hükmüne dayanan ve tazminat tutarının dava açıldığı tarihte tam olarak belirlenemediği hallerde tercih edilen dava türüdür. Bilirkişi raporu sonrası gerçek tazminat tutarı ortaya çıktığında talep ıslah ile artırılır. Bu dava türü, davacılar için harç ve vekalet ücreti açısından önemli avantaj sağlar.
Belirsiz alacak davasının başlıca avantajları şunlardır: dava açılışında düşük harç ödenir (sembolik tutar üzerinden nispi harç), zamanaşımı süresi sembolik tutar değil tüm alacak için kesilir, bilirkişi raporu sonrası talep ıslahla artırıldığında ek harç ve vekalet ücreti yükü engellenir. Dilekçede “fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla” ibaresi mutlaka yer almalıdır; aksi halde ıslah aşamasında zamanaşımı definin gündeme gelmesi söz konusu olur.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Faiz
Destekten yoksun kalma tazminatı haksız fiilden doğduğundan yasal faiz uygulanır. Faiz, haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar; sigorta şirketleri için ise temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren işler. Sigorta şirketine yazılı başvuru sonrası 15 günlük yasal yanıt süresi dolduğunda şirket temerrüde düşmüş sayılır.
Anayasa Mahkemesi 22.07.2025 tarih, E.2024/24, K.2025/164 sayılı kararıyla 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesini “sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri” yönünden iptal etmiştir. Karar 01.12.2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmış, dokuz ay sonra (01.08.2026) yürürlüğe girecektir. Bu tarihe kadar mevcut yasal faiz oranı uygulanmaya devam eder; sonrasında TBMM’nin enflasyon koşullarıyla uyumlu yeni bir düzenleme yapması beklenmektedir. 01.08.2026 sonrası açılacak veya devam eden davalarda yeni faiz rejimi uygulanacaktır; aktüer raporlarında faiz hesabının iki rejim dönemine göre ayrı yapılması gerekecektir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Kimden İstenir
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Kimden İstenir?
Destekten yoksun kalma tazminatı kimden istenir sorusunun cevabı ölümün hangi haksız fiilden kaynaklandığına göre değişir. Birden fazla sorumlu varsa hepsine birden veya seçilen sorumluya karşı dava açılabilir; sorumlular arasında müteselsil sorumluluk söz konusudur. Müteselsil sorumlulukta her sorumlu zararın tamamından sorumludur; davacı tahsil ettiği kısım kadar diğer sorumluları takipten vazgeçer.
Trafik Kazasında Sorumlular
Trafik kazasında destek tazminatı şu kişilerden talep edilir:
- Kazaya neden olan sürücü
- Aracın işleteni (kusursuz sorumluluk – KTK m.85)
- Aracın trafik sigortası şirketi (poliçe limitiyle sınırlı)
- Güvence Hesabı (sigortasız veya kaçan aracın yol açtığı zararlarda)
- İşveren (sürücü iş sırasında kaza yapmışsa)
Aracın işleteni kavramı yalnızca aracın sahibini değil, fiilen aracı işleten ve kullanan, ekonomik yararı bu işletmeden sağlayan kişiyi kapsar. Kiralanmış araçlarda işleten kiraya alandır; ancak şoförlü kiralamalarda kiraya veren işleten sayılır. İşletenin sorumluluğu kusursuz sorumluluk niteliğindedir; kusur ispatı gerekmez, aracın işletilme tehlikesinden doğduğu kabul edilir.
İş Kazasında Sorumlular
İş kazasında destek tazminatı şu kişilerden talep edilir:
- İşveren (6331 sayılı Kanun kapsamında işçiyi gözetme borcu)
- Asıl işveren – alt işveren (4857 sayılı İş Kanunu m.2 – müteselsil)
- İş güvenliği uzmanı (gerekli önlemleri almadıysa)
- Üçüncü kişiler (kaza başka taraftan kaynaklanıyorsa)
- İşveren mali mesuliyet sigortası
İşverenin sorumluluğu iş kazalarında ağırdır: işçinin iş kazasından kusursuz bile olsa sorumlu tutulabilir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde işveren, işçinin sağlık ve güvenliğini sağlamak için gerekli her türlü önlemi almakla yükümlüdür. Alt işveren-asıl işveren ilişkisinde işçinin uğradığı zarardan asıl işveren ve alt işveren müteselsilen sorumludur. SGK’nın ödediği aylıklar tazminattan düşülmediği gibi, SGK işverene rücu hakkını da koruyarak işveren üzerindeki yükü artırır.
Doktor Hatasında Sorumlular
Doktor hatasında destek tazminatı şu kişilerden talep edilir:
- Hatayı yapan hekim (kişisel sorumluluk)
- Özel hastane (kurumsal sorumluluk – vekalet sözleşmesi)
- Sağlık Bakanlığı (kamu hastaneleri için – idare mahkemesinde)
- Hekim mesleki sorumluluk sigortası
Özel hastane veya muayenehanedeki hekim hatasında hasta ile arasındaki ilişki TBK m.502 vekalet sözleşmesidir; hekim özen yükümlülüğüne aykırı davranışından sorumludur. Kamu hastanelerinde doktor hatası hizmet kusuru sayılır; sorumluluk doğrudan idareye aittir, doktora değil. İdari yargıda tam yargı davası açılır. Bilirkişi olarak Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastanelerinden konusunda uzman hekimler atanır; tıbbi rapor değerlendirmesi yargılama sürecini şekillendirir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Özel Durumlar
Bazı özel durumlarda destek tazminatı farklı kurallara tabidir. Olay türüne göre görevli mahkeme, zamanaşımı süresi, kusur değerlendirmesi ve sorumlular değişir. Aşağıdaki özel durumların her biri kendi içinde teknik ayrıntılar barındırır; başvuru süreleri ve yetkili merciler arasındaki farklılıklar tazminat hakkının doğru kullanılması açısından önemlidir.
İş Kazasında Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
İş kazası destekten yoksun kalma tazminatı 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile 5510 sayılı SGK Kanunu hükümlerine göre düzenlenir. İş kazası belirsiz alacak davası olarak iş mahkemesinde açılır. Davacılar tazminatın tüm kalemlerini (destek tazminatı, cenaze giderleri, manevi tazminat) aynı dilekçede toplu olarak talep eder. SGK’nın işverene rücu hakkı saklı olup bu durum davacıyı etkilemez. İş kazası tazminat hesaplama sürecinde TRH 2010 tablosu, progresif rant yöntemi ve aktif-pasif dönem ayrımı uygulanır.
İş kazası tazminat davalarında zamanaşımı genel kuraldan farklılaşır. Hizmet sözleşmesi temelli sorumluluk için TBK m.146 uyarınca 10 yıl genel zamanaşımı süresi uygulanır; bu sözleşme dışı haksız fiil için TBK m.72’deki 2 yıl + 10 yıl süresinden farklıdır. Suç teşkil eden ölümlü iş kazalarında ise TCK m.85 (taksirle öldürme) çerçevesinde TCK m.66/1-d uyarınca 15 yıllık ceza zamanaşımı uygulanır. Faiz, iş kazası tarihinden itibaren yasal faiz olarak işler; sigorta şirketi için temerrüt tarihi esastır.

Trafik Kazasında Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Trafik Kazasında Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Trafik kazası destekten yoksun kalma tazminatı davalarında sigorta şirketinin sorumluluğu trafik sigortası teminat limitleri dahilindedir. Poliçe limitini aşan tazminat tutarı için doğrudan kazaya neden olan sürücüden veya araç işleteninden tahsil yapılır. Kusur dağılımı trafik kazalarında asli ve tali kusur kuralları çerçevesinde belirlenir.
Yolcu olarak ölen desteğin kusuru davacılara yansıtılmaz; bu Yargıtay’ın yerleşik içtihadıdır. Tek taraflı kazalarda sürücü tam kusurlu olsa bile yakınları üçüncü kişi sıfatıyla zorunlu mali sorumluluk sigortacısından destek tazminatı talep edebilir. Zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası kapsamındaki ödemeler ayrıca yapılır ve destek tazminatından düşülmez. Otobüs, minibüs gibi toplu taşıma araçlarında bu sigorta zorunludur ve yolcular için ek güvence sağlar.
Otobüs Kazasında Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Otobüs kazasında tazminat davası, taşıma sözleşmesinden doğan sorumluluk hükümlerine tabidir. Otobüs şirketi yolcuların güvenli taşınmasından tam sorumludur (TTK m.875). Yolcuların kusuru aranmaz; oturduğu koltukta zarara uğrayan yolcu için sorumluluk doğrudan taşıyıcıya yöneliktir. Otobüs şirketlerinin zorunlu mali mesuliyet sigortası ile koltuk ferdi kaza sigortası yüksek limitli olduğundan tahsil oranı genellikle yüksektir.
Toplu ölümlü otobüs kazalarında her bir hak sahibi için ayrı tazminat hesaplanır; yolcular arasında tazminat toplamı poliçe limitini aşarsa orantılı dağılım yapılır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadına göre taşıma sözleşmesinden doğan sorumluluk için kısa zamanaşımı öngörülmüş ise de haksız fiil hükümlerine başvurulması halinde TBK m.72’deki süreler uygulanır; ölümlü kazalarda 15 yıllık ceza zamanaşımı geçerlidir. Bu seçim davacının lehine değerlendirilir.
Kurye Kazalarında Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Kurye kazası tazminatı davaları hem iş kazası hem trafik kazası özelliklerini birlikte taşır. Kurye şirketi işveren sıfatıyla işçinin gözetim borcundan kaynaklanan sorumluluğu üstlenir; karşı araç varsa onun zorunlu trafik sigortası da sorumluluk kapsamındadır. Görevli mahkeme iş mahkemesidir; iki davalı bir arada gösterilirse yargılama tek dosya üzerinden yürütülür.
Kurye kazalarında çalışma koşulları, mesai saatleri, güvenlik ekipmanı (kask, koruyucu giysi, görünürlük yelekleri) ve eğitim sağlanıp sağlanmadığı işverenin kusur değerlendirmesinde belirleyicidir. Yargıtay son dönem kararlarında kurye şirketlerinin işçi sağlığı ve güvenliği yönünden geniş yükümlülüğünü vurgulamış, prim/teslimat baskısının kaza riskini artırmasının işveren kusuru sayılacağını içtihat etmiştir. İş kazaları sonucu kırık tazminatı bilgileri kurye kazalarında da uygulanır; ölüm öncesi yaralanma dönemine ait tedavi giderleri ayrı kalem olarak istenir.
Askerlik Sırasında Ölüm
Askerlik görevi sırasında meydana gelen ölümlerde Devletin (Milli Savunma Bakanlığı) sorumluluğu söz konusu olur. Hizmet kusuru veya hizmetin işleyişinden doğan zararlar için idare mahkemesinde tam yargı davası açılır. Görevli mahkeme askerlik birliğinin bulunduğu yer veya ölümün gerçekleştiği yer idare mahkemesidir. Hesaplama yöntemi (TRH 2010, aktif-pasif dönem) genel kurallarla aynıdır; ancak başvuru süreleri farklıdır.
İdari yargıda dava açmadan önce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.13 uyarınca olayı ve zararı öğrendikten sonra 1 yıl, her halde olay tarihinden itibaren 5 yıl içinde idareye yazılı başvuru yapılır. Başvuru tarihinden itibaren 60 gün içinde yanıt verilmezse veya talep reddedilirse, 60 gün içinde idare mahkemesinde tam yargı davası açılır. Bu süreler kaçırılırsa dava hakkı düşer; vekil tutmadan süreç takibi tavsiye edilmez.
Terör Eylemi Sonucu Ölüm
Terör eylemi sonucu ölümlerde 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında devlet ödemesi yapılır. İl/İlçe Zarar Tespit Komisyonları başvuruları değerlendirir ve sulhname düzenler. Bu ödemeler özel hukuk tazminatı niteliğinde değil sosyal yardım niteliğindedir; ancak destek mahiyetinde önemli tutarda ödeme yapılır.
Olayın faili tespit edilmiş ise terör örgütüne karşı da haksız fiil sorumluluğu çerçevesinde dava açılabilir; ancak tahsil pratikte güçtür. Devlet’in 5233 sayılı Kanun çerçevesinde yaptığı ödeme miktarı genel hükümlere göre hesaplanan tazminattan düşük çıkabilir; bu durumda hak sahipleri “ihtiyari” olarak idari yargıda hizmet kusuru kaynaklı tam yargı davası da açabilir. Yargıtay ve Danıştay içtihatları bu konuda davacı lehine kapsamlı koruma sağlar.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Yargıtay Kararları
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Yargıtay Kararları
Destekten yoksun kalma tazminatı Yargıtay kararları uygulamayı şekillendiren temel içtihatları oluşturur. Aşağıda doğrulanmış ve günümüz uygulamasında yol gösterici olan emsal kararlar yer almaktadır. Her karar; daire numarası, esas-karar numarası, tarihi ve hüküm fıkrasının özü ile birlikte verilmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 2018/6 – Anne Baba Farazi Destek
Karar: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 22.06.2018 tarih, 2016/5 E., 2018/6 K. (Resmi Gazete: 14.11.2018, sayı 30595)
Konu: Anne-babanın çocuğunun haksız fiil sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, desteklik ilişkisinin ispatı için SGK’dan gelir bağlanması şartının aranıp aranmayacağı ve çocukların anne-babaya destek olduklarının karine olarak kabul edilip edilmeyeceği.
Hüküm: SGK’dan gelir bağlanması şartı aranmayacaktır. Çocukların anne-babaya destek olduğu karine olarak kabul edilir; aksini ispat yükü davalı tarafa aittir. Hayatın olağan akışına göre küçük çocuğun ileride büyüdüğünde anne ve babasına bakacağı ve belirli bir düzeyde de olsa destek olacağı kabul edilir; bu farazi destektir.
Pratik Sonucu: Anne-baba bu karine sayesinde fiili destek aldığını ayrıca ispat etmek zorunda değildir. Karar küçük yaşta vefat eden çocuk için bile anne-babaya tazminat hakkı tanır; uygulamada bu kararın en yaygın atıf yapılan içtihat olduğu söylenebilir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/34 K. – TRH 2010 Yaşam Tablosu Kararı
Karar: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 14.01.2021 tarih, 2020/2598 E., 2021/34 K.
Konu: Bakiye ömrün belirlenmesinde PMF 1931 cetveli yerine TRH 2010 yaşam tablosunun kullanılıp kullanılmayacağı; Yargıtay daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması.
Hüküm: Gerçek zarar hesabı varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosu ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiğinden, Yargıtay daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından bakiye ömür sürelerinin TRH 2010 tablosuyla belirlenmesi uygundur.
Pratik Sonucu: Karar PMF 1931 cetvelini geri plana atan içtihat değişikliğinin temelini oluşturur. Davacılar için daha uzun bakiye ömür sürelerine ulaşıldığından tazminat tutarı yükselir. Yargıtay HGK’nın 02.12.2021 tarihli kararı ile iş kazası davalarında da TRH 2010 zorunlu hale gelmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2011/411 K. – Üçüncü Kişiye Kusur Yansıtılmaz
Karar: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 15.06.2011 tarih, 2011/17-142 E., 2011/411 K.
Konu: Araçta yolcu olarak bulunan veya sürücü konumundaki ölen desteğin kusurunun, destekten yoksun kalan yakınlarına yansıtılıp yansıtılamayacağı.
Hüküm: Davacıların uğradığı zarar, mirastan geçen bir hak değil, destekten yoksun kalanların şahsında doğrudan doğan asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. Destekten yoksun kalanlar üçüncü kişi konumunda olduklarından desteğin kusuru bu kişilere yansıtılamaz. Sürücü tam kusurlu olsa bile sigorta şirketi yakınlarına karşı sorumludur.
Pratik Sonucu: Yolcu olarak ölen kişinin yakınları, ölenin kusurlu olması durumunda dahi tam tazminat alabilir. Bu kural ana kuralın önemli istisnasıdır ve HGK 22.02.2012, 2011/17-787 E., 2012/92 K. sayılı kararı ile de pekiştirilmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 06.03.1978, 1/3 – SGK Gelirinin İndirilemeyeceği
Karar: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 06.03.1978 tarih, 1/3 E., 1/3 K.
Konu: SGK tarafından ödenen ölüm geliri, dul-yetim aylıkları ve sair sosyal güvenlik ödemelerinin destek tazminatından mahsup edilip edilmeyeceği.
Hüküm: Destekten yoksun kalma tazminatı eylemin karşılığı olan bir ceza değil, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterli bir tazminattır. SGK ödemeleri sigortalının kendi primleriyle oluşan kanuni haktır; bu birikimden zarar verenin yararlanması mümkün değildir.
Pratik Sonucu: Davacılar SGK’dan aldıkları aylıkları aynen muhafaza ederek tazminatın tamamını ayrıca talep edebilir. SGK’nın işverene rücu hakkı saklıdır ancak bu davacıyı etkilemez.
Anayasa Mahkemesi 2019/40 E. – ZMSS Genel Şartları İptal Kararı
Karar: Anayasa Mahkemesi 17.07.2020 tarih, 2019/40 E., 2020/40 K. (Resmi Gazete: 09.10.2020, sayı 31269)
Konu: 2918 sayılı KTK m.90 uyarınca tazminat hesaplamalarında Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın uygulanması.
Hüküm: KTK m.90’ın “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir” ibaresi ile m.92/(i) bendi Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Bu kararla ZMSS Genel Şartları ekindeki tazminat hesap cetvellerinin ve %1,8 teknik faiz uygulamasının kullanılması mümkün değildir.
Pratik Sonucu: Tazminat hesaplaması progresif rant yöntemiyle, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve TRH 2010 tablosuyla yapılır. Bu karar sigorta şirketlerinin düşük tazminat lehine hesaplama yapmasını engellemiş ve tazminat tutarlarının yükselmesine yol açmıştır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2020/7798 K. – Destek Payı Yöntemi
Karar: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 30.11.2020 tarih, 2019/1169 E., 2020/7798 K.
Konu: Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplamasında hak sahipleri arasında pay dağılımının nasıl yapılacağı.
Hüküm: Pay dağılımında desteğe iki pay, eşe iki pay, çocuklara ve anne-babaya birer pay verilerek paylaştırma yapılmalıdır. Bu farazide paylar anne-baba ve eş-çocuklar olmak üzere iki ayrı bölüme ayrılır. Desteğin kendi ihtiyacı için ayrılan pay tazminat hesabından düşülür; hak sahiplerine kalan kısım dağıtılır.
Pratik Sonucu: Bu karar destek payı dağılımında yöntemsel netlik sağlamıştır. Aktüer raporlarında bu pay dağılımına uyulmaması bozma sebebidir; bilirkişi raporu incelenirken pay dağılımının kontrolü hayati önemdedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2019/2868 K. – Miras Tazminattan Düşülmez
Karar: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2018/2928 E., 2019/2868 K.
Konu: Davacının ölen yakınından kalan mirasın destek tazminatından mahsup edilip edilmeyeceği.
Hüküm: Mirasçılık durumu destekten yoksun kalma tazminatı ile ilişkili değildir. Tazminat bedeli ile tereke arasında da bir ilişki bulunmadığından, tazminat talebinde bulunan davacının terekeden pay alması halinde tazminat bedelinde herhangi bir indirim yapılmaz. Mirası reddeden mirasçı dahi destek tazminatı talep edebilir.
Pratik Sonucu: Davacılar miras yoluyla edindikleri mal varlığını korurken tam tazminatı ayrıca talep edebilir. Bu karar muris borçlarının ve miras paylarının tazminat hesabına etkisini sınırlandırır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/5493 K. – Tek Taraflı Kazada 15 Yıl Zamanaşımı
Karar: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/5493 K. (HGK 2015/1495 K. atfıyla)
Konu: Tek taraflı trafik kazasında sürücünün tam kusurlu vefatı halinde destek tazminatı davasına uygulanacak zamanaşımı süresi.
Hüküm: Ölümlü trafik kazasının ceza hukuku açısından TCK m.85/1’de düzenlenen taksirle öldürme suçunu oluşturduğu hallerde TCK m.66/1-d uyarınca 15 yıllık dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, KTK m.109/2 ve TBK m.72 son cümle gereği bu sürenin destek tazminatı davası için de geçerli olduğu kabul edilmiştir. Tek taraflı kazada dahi uzamış ceza zamanaşımı uygulanır.
Pratik Sonucu: Destek tazminatı davaları pratik olarak 15 yıllık zamanaşımına tabidir. Eylem suç teşkil ettiği için TBK m.72’deki 10 yıllık genel süre değil, TCK m.66/1-d’deki 15 yıllık süre uygulanır. Ceza davası açılmamış veya beraat kararı verilmiş olsa bile hukuk hakimi eylemin suç niteliğini tespit ettiğinde uzamış zamanaşımını uygulamak zorundadır.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Sıkça Sorulan Sorular
Destekten yoksun kalma tazminatı vergiye tabi midir?
Destekten yoksun kalma tazminatı gelir vergisinden muaftır. Gelir Vergisi Kanunu uyarınca tazminatlar vergi dışı tutulduğundan davacının tazminat üzerinden gelir vergisi ödemesi söz konusu olmaz. KDV de uygulanmaz. Ancak tazminatla edinilen mal varlıkları için ileride söz konusu olabilecek vergi yükümlülükleri ayrıca değerlendirilir.
Destekten yoksun kalma tazminatı davası ortalama ne kadar sürer?
Dava süresi mahkemenin iş yüküne, bilirkişi raporu sürecine ve istinaf-temyiz aşamalarına göre değişir. İlk derece mahkemesinde dava ortalama 18-30 ay sürer. İstinaf süreci eklenirse toplam süre 3-5 yıla ulaşabilir. Sigorta Tahkim Komisyonu yolu seçilirse süreç 4-9 ay arasında daha hızlı tamamlanabilir.
Destekten yoksun kalma tazminatı için avukat tutmak zorunlu mudur?
Avukat tutmak yasal zorunluluk değildir; davacı kendisi de davayı yürütebilir. Ancak aktüer hesaplama, kusur tespiti, bilirkişi raporu denetimi ve usul kuralları teknik bilgi gerektirdiğinden hatalı veya eksik talep edilen tazminatların sonradan istenmesi mümkün olmayabilir. Belirsiz alacak davası, dava şartı arabuluculuk ve süre kuralları uygulamada hata yapılabilen alanlardır.
Sigorta şirketinden ön ödeme alınabilir mi?
Evet. ZMSS poliçesi kapsamında sigorta şirketi, kaza sonrası belirli belgelerin tamamlanması üzerine ön ödeme yapmakla yükümlüdür. Cenaze gideri, defin masrafları ve acil tedavi giderleri için talep edilen ön ödemeler poliçe limitleri çerçevesinde değerlendirilir. Ön ödeme nihai tazminattan mahsup edilir; ön ödeme alınması dava açma hakkını ortadan kaldırmaz.
Sigorta Tahkim Komisyonu mu mahkeme mi seçilmeli?
Sigorta Tahkim Komisyonu (STK) sigorta uyuşmazlıklarında daha hızlı sonuç verir; süre genellikle 4-9 ay arasındadır. Ancak STK kararlarına karşı temyiz yolu kısıtlıdır. Mahkeme süreci uzun olmakla birlikte üst yargı denetimi geniştir. Tutarın yüksek olduğu ve karmaşık kusur uyuşmazlığı içeren dosyalarda mahkeme tercih edilmelidir. STK ücreti 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.30 çerçevesinde belirlenir.
Cenaze giderleri kimin tarafından ödenir?
Cenaze giderleri ölüme sebep olan haksız fiilin sorumlusundan ayrı bir maddi tazminat kalemi olarak istenir (TBK m.53/1). Defin, mezar yeri, taşıma, taziye organizasyonu ve cenaze işlemlerine ait belgelendirilen tüm masraflar bu kapsamdadır. Cenaze giderleri tazminatı destek tazminatından ayrı talep edilir; aynı dilekçede birlikte istenir. Belgelenemeyen kalemler için hakkaniyet takdiri yapılır.
Ölen kişinin borçları tazminattan düşer mi?
Ölen kişinin kişisel borçları destekten yoksun kalma tazminatından düşmez. Tazminat hak sahiplerinin şahsında doğan bağımsız bir alacaktır; ölenin alacaklıları bu tazminata haciz koyamaz. Mirasçılar, mirası reddetme veya kabul etme tercihinden bağımsız olarak destek tazminatı talep edebilir. Mirası reddeden mirasçı dahi destek hakkını kullanabilir.
Boşanma sürecindeki eş tazminat alabilir mi?
Boşanma davası kesinleşmediği sürece evlilik hukuken devam eder. Bu nedenle boşanma sürecindeki eş, ölen eşinin desteğinden yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Ancak Yargıtay, eşler arasındaki destek ilişkisinin fiilen kesilmiş olduğunu somut delillerle ortaya koyan davalar lehine indirim uygulayabilir. Ayrı yaşama, nafaka ödememe gibi durumlar tazminat takdirinde gözetilir.
Üvey çocuk destekten yoksun kalma tazminatı alabilir mi?
Üvey çocuk yasal mirasçı değildir; ancak üvey ebeveyni ile arasında fiili destek ilişkisi varsa tazminat talep edebilir. Aynı evde uzun süre yaşama, eğitim ve iaşe masraflarının üvey ebeveyn tarafından karşılanması gibi durumlar destek ilişkisinin varlığına işaret eder. İspat yükü davacıdadır; banka ödemeleri, okul kayıtları ve tanık beyanları kullanılır.
Engelli çocuğun ölümünde tazminat hesabı farklı mıdır?
Sürekli iş göremez (engelli) çocuk için anne-babanın destek tazminatı hakkı kabul edilir. Hesaplamada engelli çocuğun çalışma kapasitesi sınırlı olduğundan asgari ücret altında değerlendirme yapılır; ancak bakım yükümlülüğünün anne-babaya getirdiği yük göz önüne alınarak hak sahiplerinin durumu dengelenir. Aktüer raporu somut olayın özelliklerine göre tutar belirler.
Yurt dışında yaşayan yakın dava açabilir mi?
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşı veya yabancı yakınlar Türkiye’de destek tazminatı davası açabilir. HMK m.16 hükmüyle haksız fiilin işlendiği yer ya da davalının ikametgahı mahkemesinde dava açılabilir. Yurt dışı tebligat süreçleri davayı uzatabilir; Türkiye’de yaşayan diğer hak sahipleriyle birlikte aynı dosyada dava açılması süreci kolaylaştırır.
Yurt dışında olan kazada Türkiye’de dava açılabilir mi?
Yurt dışında meydana gelen kazalarda Türk mahkemelerinin yetkisi tartışmalıdır. Davalı Türkiye’de ikamet ediyorsa veya zarar Türkiye’de doğmuşsa Türk mahkemeleri yetkili kabul edilir. Yabancı sigorta şirketi davalıysa Yeşil Kart Sistemi (Green Card) kapsamında yapılacak başvurular daha uygun olabilir. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) hükümleri uygulanır.
Kazada hayatta kalan eş kendisi de yaralandıysa ne olur?
Aynı kazada hem yaralanan hem de eşini kaybeden kişi iki ayrı tazminat talep edebilir. Kendi yaralanması için sürekli iş göremezlik tazminatı, eşinin ölümü için destekten yoksun kalma tazminatı ve her iki olay için manevi tazminat aynı dilekçede istenir. Hesaplamalar farklı kalemler olarak ayrı yapılır; bilirkişi raporu her bir tazminat kalemi için ayrı sonuç verir.
Asker ailesi destekten yoksun kalma tazminatı alabilir mi?
Askerlik görevi sırasında meydana gelen ölümlerde Devletin (Milli Savunma Bakanlığı) sorumluluğu söz konusu olur. Hizmet kusuru veya hizmetin işleyişinden doğan zararlar için idare mahkemesinde tam yargı davası açılır. Olayı öğrendikten sonra 1 yıl, her halde olay tarihinden itibaren 5 yıl içinde idareye yazılı başvuru gerekir (İYUK m.13). Başvuruya 60 gün içinde yanıt verilmezse, 60 gün içinde idare mahkemesinde dava açılır.
Terör eylemi sonucu ölümde tazminat kim öder?
Terör eylemi sonucu ölümlerde 5233 sayılı Kanun kapsamında devlet ödemesi yapılır. İl/İlçe Zarar Tespit Komisyonları başvuruları değerlendirir. Bu ödemeler özel hukuk tazminatı niteliğinde olmasa da destek mahiyetli yardım sağlar; faili tespit edilirse haksız fiil sorumluluğu çerçevesinde de dava açılabilir. Devletin hizmet kusuru varsa idari yargıda tam yargı davası da seçenektir.
Sigorta poliçesi limit aştığı durumda fark nasıl tahsil edilir?
ZMSS poliçe limiti tazminatı karşılamaya yetmiyorsa, kalan tutar doğrudan kazaya neden olan sürücüden ya da araç işleteninden talep edilir. Bu kişilerin mal varlığı yetersizse Güvence Hesabı’na başvurulamaz; çünkü Güvence Hesabı sigortasız kazaları kapsar. Mahkeme kararı sonrası icra takibi yoluyla şahsi mal varlığı üzerinden tahsilat yapılır.
Tazminat ödenmezse ne yapılır?
Mahkeme kararı kesinleştiği halde tazminat ödenmiyorsa icra takibi başlatılır. İcra dosyası üzerinden borçlunun maaşına haciz, banka hesaplarına bloke, gayrimenkullerine haciz konulabilir. Kararın uygulanması icra mahkemesi denetiminde yürütülür. Sigorta şirketleri çoğunlukla mahkeme kararı kesinleşince ihtarname üzerine ödeme yapar; uzlaşmazlık halinde icra takibi başlatılır.
İlk başvuru hangi belgelerle yapılır?
Sigorta şirketine veya mahkemeye başvuruda hazırlanması gereken temel belgeler şunlardır: ölüm belgesi ve defin ruhsatı, nüfus kayıt örneği, kaza tutanağı veya iş kazası tespit tutanağı, otopsi raporu, ölen kişinin son üç yıllık gelir belgesi (SGK hizmet dökümü, maaş bordroları), banka hesap hareketleri, sigortalılık-poliçe belgeleri, varsa ceza dosyası bilgileri ve davacılarla ölen arasındaki destek ilişkisini gösteren her türlü belge.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Davası 2026 Özeti
Destekten yoksun kalma tazminatı, trafik kazası, iş kazası ve doktor hatası sonucu ölüm halinde eş, çocuk, anne-baba ve fiili destek alan diğer yakınların açabildiği maddi tazminat davasıdır (TBK m.53/3). Hesaplamada TRH 2010 yaşam tablosu, progresif rant ve aktif-pasif dönem ayrımı uygulanır. Zamanaşımı; öğrenmeden itibaren 2 yıl, eylem suç teşkil ediyorsa 15 yıl (TCK m.66/1-d) olarak uygulanır. Sigorta şirketine karşı arabuluculuk dava şartıdır (TTK m.5/A). 2018/6 sayılı İBK ile anne-babanın farazi destek hakkı karine olarak kabul edilmiştir.
Kaynakça
Yasal Mevzuat
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
- 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları
- Yargıtay İBGK, 06.03.1978, E.1/3 K.1/3 (SGK Gelirlerinin İndirilemeyeceği)
- Yargıtay İBGK, 22.06.2018, E.2016/5 K.2018/6 (Farazi Destek Kabulü)
Anayasa Mahkemesi Kararları
- AYM 17.07.2020, E.2019/40 K.2020/40 (ZMSS Genel Şartları İptali)
- AYM 22.07.2025, E.2024/24 K.2025/164 (Sözleşme Dışı Borçlarda Yasal Faiz İptali)
Resmi Kurum Yayınları
- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosu, 2010
- Hacettepe Üniversitesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, Türkiye Hayat Tabloları TRH 2010
İlgili Sayfalar
- Trafik Kazası Tazminat Davası Hesaplama
- İş Kazası Tazminat Hesaplama
- Trafik Kazalarında Asli ve Tali Kusur
- Kurye Kazaları Tazminatı
- Otobüs Kazasında Tazminat
- Trafik Sigortası Teminat Limitleri
- Ölümlü İş Kazası Tazminat Hesaplama
- Yaralanmalı Trafik Kazası Tazminatı
- Ölümlü Trafik Kazası Tazminatı
- Trafik Kazasında Sigortadan Para Alma
- Trafik Kazası Avukatı
- Sigorta Avukatı
Son Güncelleme: Mayıs 2026 | Seckin Avukatlık Bürosu – Antalya
Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır. Hukuki danışmanlık yerine geçmez.